Akrabalar her ziyarette aynı soruyu sorar: “Bu çocuk neden bu kadar zayıf?” Anne baba ise zaten yeterince endişelidir. Tabağa fazladan tereyağı koyar, araya ikinci bir öğün sıkıştırır, yine de terazinin ibresi kımıldamaz. Zayıf bir çocuğun her zaman sağlıksız olmadığını, bazen de gerçekten desteğe ihtiyaç duyduğunu ayırt etmek bu sürecin ilk ve en önemli adımıdır.
Zayıflık Her Zaman Sorun mu
Bazı çocuklar ailelerinden aldıkları yapı nedeniyle ince ve uzun olur. Büyüme eğrisinde kendi çizgisini istikrarlı şekilde takip eden, enerjik, oyununa devam eden ve gelişim basamaklarını zamanında geçen bir çocuk, zayıf görünse bile sağlıklı olabilir. Asıl dikkat edilmesi gereken, çocuğun eğrisinden aşağı doğru kayması, kilo kaybetmesi ya da uzun süre hiç kilo alamamasıdır. Bu durumlarda çocuk doktoru altta yatan bir sağlık sorununu araştırır; ardından beslenme planı devreye girer.
Besin Yoğunluğunu Artırmak
Kilo almakta zorlanan bir çocuğa daha büyük porsiyonlar dayatmak çoğu zaman işe yaramaz; mide kapasitesi sınırlıdır ve baskı iştahı daha da kapatır. Bunun yerine aynı miktardaki yemeği daha besleyici hale getirmek daha akıllıcadır. Çorbaya bir kaşık yoğurt ya da zeytinyağı eklemek, kahvaltıda tahin pekmez, ceviz ve yumurtaya yer vermek, makarnanın üzerine peynir rendesi serpmek, ara öğünlerde muz, kuru meyve ve sütlü tatlılar sunmak enerji alımını zorlamadan artırır. Paketli şekerli ürünlerle kilo aldırmaya çalışmak ise kısa yoldan uzun vadeli sorunlara kapı açar.
Öğün Saatleri ve İştahın Ritmi
Gün boyu ufak ufak atıştıran bir çocuk ana öğünlerde hiç acıkmaz. Öğünler arasında iki üç saatlik aralık bırakmak, çocuğun gerçek bir açlık hissetmesine ve sofraya iştahla gelmesine fırsat tanır. Yemekten hemen önce içilen bol su ya da meyve suyu da mideyi doldurabilir; içecekleri yemeğin sonuna ya da öğün aralarına almak faydalı olur. Okul günlerinde sabah iştahsız olan çocuklar için kahvaltıyı ikiye bölmek, bir kısmını okula götürmek pratik bir çözümdür.
Sofradaki Baskıyı Azaltmak
Zayıf çocukların sofrası çoğu zaman evin en gergin sofrasıdır. Her kaşık sayılır, her lokma için ikna turları yapılır. Ne yazık ki bu baskı, çocuğun yemeği bir mücadele alanı olarak görmesine yol açar. Yemekleri keyifli bir sohbet ortamında yemek, çocuğun tabağına müdahaleyi azaltmak ve ne kadar yediğini yüksek sesle yorumlamamak iştahın kendiliğinden açılmasına yardım eder. Akrabaların yorumlarına karşı nazik ama net sınırlar koymak da çocuğunuzu korumanın bir parçasıdır.
Hareket ve Uykunun Payı
Kilo alması gereken bir çocuğun hareketini kısıtlamak yaygın bir hatadır. Oysa düzenli fiziksel aktivite iştahı açar ve alınan kilonun kas olarak birikmesine yardım eder. Açık havada oynamak, bisiklet sürmek ya da bir spor dalına yönelmek çocuğun hem bedenini hem ruhunu güçlendirir. Yeterli ve düzenli uyku da büyüme hormonunun salgılanması için kritik önemdedir. Uyku saatlerini korumak, kilo alımını destekleyen sessiz ama güçlü bir adımdır.