Üç yaşındaki bir çocuğun en sevdiği kelime çoğu zaman “hayır”dır. Dün bayılarak yediği makarnayı bugün tabağın kenarına iter, kırmızı bardak yerine mavisini ister, peynirin bir köşesi kırıldı diye ağlar. Bu yaşta sofra, çocuğun dünyaya karşı ilk bağımsızlık denemelerini yaptığı sahnelerden biridir. Biraz anlayış ve biraz düzen, bu dönemi hem ebeveyn hem çocuk için çok daha kolay hale getirir.
Büyüme Yavaşlar, İştah Değişir
Bebeklikteki hızlı büyüme üç yaş civarında belirgin şekilde yavaşlar. Bu yüzden pek çok ebeveyn çocuğunun “eskisi gibi yemediğinden” yakınır. Aslında beden daha az ihtiyaç duyduğu için iştah da doğal olarak azalır. Bir gün neredeyse hiçbir şey yemeyen çocuk ertesi gün sizi şaşırtacak kadar çok yiyebilir. Tek bir güne değil, bir haftanın toplamına bakmak kaygıyı azaltır. Çocuk enerjik, oyununa devam ediyor ve büyüme takibinde sorun görünmüyorsa bu dalgalanmalar çoğunlukla olağandır.
Sofrada Görev Paylaşımı
Sofrada işleri bölüşmek çok işe yarar. Ne yeneceğine, ne zaman ve nerede yeneceğine ebeveyn karar verir; ne kadar yeneceğine ve yenip yenmeyeceğine ise çocuk. Bu yaklaşım ilk başta tuhaf gelebilir ama zorlamanın yarattığı gerginliği belirgin biçimde azaltır. Tabağa her zaman çocuğun sevdiği bir şeyi de koymak onu güvende hissettirir. Yeni bir yemeği küçük bir miktarda ve baskı kurmadan sunmak, “bir kaşık daha” pazarlıklarından çok daha verimli sonuç verir.
Ana Öğünler ve Ara Öğünlerin Ritmi
Okul öncesi çocukların midesi küçüktür; bu nedenle günde üç ana öğün ve iki ya da üç ara öğün idealdir. Ancak ara öğünlerin gün boyu süren bir atıştırmaya dönüşmemesi gerekir. Elinde sürekli bisküvi paketiyle dolaşan bir çocuğun akşam yemeğinde iştahsız olması şaşırtıcı değildir. Yoğurt, mevsim meyvesi, haşlanmış yumurta, bir dilim peynirli ekmek ya da ev yapımı patlamış mısır gibi seçenekler ara öğünleri hem doyurucu hem besleyici kılar. Su en iyi içecektir; meyve suyu yerine meyvenin kendisi tercih edilmelidir.
Mutfakta Küçük Yardımcılar
Bu yaştaki çocuklar yetişkinlerin yaptığı her şeyi taklit etmek ister. Bu merakı mutfağa taşımak, yemekle kurulan ilişkiyi güçlendirmenin en tatlı yollarından biridir. Marul yapraklarını koparmak, salatalığı plastik bıçakla doğramak, köftelere şekil vermek ya da hamur yoğurmak çocuğa hem beceri kazandırır hem de kendi hazırladığı yemeği tatma isteği uyandırır. Çankırı’nın uzun kış akşamlarında evde birlikte açılan bir gözleme ya da mantı, çocuk için unutulmaz bir oyun gibi olabilir.
Kreşte ve Evde Tutarlılık
Kreşe ya da anaokuluna başlayan çocuklar öğünlerinin bir kısmını evden uzakta yer. Öğretmenle iletişim kurup gün içinde neler yediğini öğrenmek, akşam menüsünü planlamanıza yardım eder. Bazı çocuklar arkadaşlarının yanında, evde reddettikleri yemekleri bile yiyebilir; bu da birlikte yemenin öğretici gücünü gösterir. Evde de benzer bir düzen ve yemek saatlerine yakın bir akış sağlamak, çocuğun kendini güvende hissetmesine katkıda bulunur. Bu yaşta katı kurallardan çok, her gün tekrarlanan tanıdık bir ritim önemlidir.
Benzer sorular için Çankırı online diyetisyen sayfamızda daha geniş bir çerçeve bulabilirsiniz.